AK Parti, neden ara seçimlerden kaçınıyor? 30 Nisan 2026 tarihinde Hakan Kaplan tarafından kaleme alınan bir makalede, Fatih Altaylı, iktidarın muhalefetin ara seçim taleplerine karşı tutumunu eleştirerek “Anlamak mümkün değil” ifadesini kullanıyor. Altaylı’nın yazısından öne çıkan noktalar şöyle:
İktidarın ve küçük ortağının “erken seçime hayır” demesinin arkasındaki mantığı elbette ki kavrayabiliyoruz. AK Parti, tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor ve oy oranları, 25 yıllık siyasi geçmişinde daha önce hiç görmediği kadar düşük seviyelerde, yaklaşık yüzde 30 civarında. Bu oran, sadece iyimser tahminler doğrultusunda şekilleniyor. Ekonomi programı ise beklenen veya arzu edilen sonuçları henüz vermediğinden, AK Parti’nin oyları dip seviyelerde kalmaya devam ediyor. MHP ise “Kürt açılımı” ile büyük bir siyasi risk aldı ve bu açılım henüz somut bir sonuç üretmediği için MHP’nin oyları da düşüşte. Daha önce de oy kayıpları yaşayan MHP, iktidar olmaya odaklanmayan CHP seçmeninden destek alıyordu, ancak şu an bu desteği verecek bir kitle bulunmuyor.
Sonuç olarak, iktidar koalisyonu en zayıf ve en kırılgan dönemlerini yaşıyor. 2002 yılında DSP-MHP-ANAP koalisyonunun yaptığı hataları tekrarlayıp, en zayıf oldukları anda erken seçim yapacak kadar “sağduyusuz” değiller. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her zaman şansına güvenerek “Seçime kadar lehimize bir gelişme olur” diyerek bekleme stratejisi izlediğini biliyoruz. Genellikle de lehine bir gelişme yaşandı. Bu nedenle, erken seçim çağrılarına kulak tıkamaları da son derece doğal; aksini düşünmek oldukça güç.
Ancak, ara seçimlerden neden kaçtıklarına dair bir mantık yürütmek zor. Ara seçimde, kaybedilecek 8 milletvekilinin tamamının kaybedilmesi durumunda bile TBMM’deki denge değişmeyecek. Üstelik, eğer AK Parti ve ortağının, anket şirketleri tarafından iddia edilen oy oranları doğruysa, bu 8 milletvekilinin tamamını kaybetmeleri olası değil. Hatta MHP, bazı bölgelerde aday göstermeyerek AK Parti’nin daha fazla milletvekili çıkarabilmesini de sağlayabilir. Bu durum, TBMM çatısı altında arzuladıkları anayasa değişikliği için gerekli olan çoğunluğa daha da yaklaşmalarını sağlayabilir.
Bütün bunlara rağmen, ara seçimlere yaklaşmamalarının arkasında, büyük ihtimalle anketlerde göremediğimiz ya da bizim gördüğümüzden daha kötü bir tablo ile karşı karşıya olduklarını düşünebiliriz. Aksi takdirde, ara seçim gibi iyi bir testten neden korkup kaçsınlar?