MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” sürecinde terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’a “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” unvanı verilmesini önerdi. Bahçeli, bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Arap ve Süryani’nin bir arada yaşadığı, aynı bayrak altında, ortak bir kader ve istikamet birliği içinde kenetlenen bir yapının inşasına vurgu yaptı. “MHP’yi vatana ihanetle itham edenler, Türk milliyetçiliğini terörle aynı kefeye koyanlar gaflet içindedir” ifadelerini kullandı. Bu söylem, Bahçeli’nin MHP’yi “Türk Milliyetçiliğinin komuta merkezi” olarak konumlandırmasının bir örneğini oluşturuyor. Ancak bu bakış açısının Anayasa’ya aykırı olduğu eleştirileri de gündeme geliyor. Zira hiçbir sivil Türk vatandaşı, askeri bir emir ve komuta zinciri içinde yer almamalıdır.
Bahçeli’nin önerisine ilk destek ise DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’dan geldi. Bakırhan, “Bahçeli’nin sözlerinin arkasındayız. Sayın Erdoğan, gelin tarihi birlikte yazalım” ifadelerini kullandı. Ayrıca, her iki tarafın kaygılarını anladıklarını belirterek, komisyonun raporunun Meclis’e sunulması gerektiğini dile getirdi.
“Terörsüz Türkiye” projesinin Erdoğan ve Bahçeli tarafından gündeme getirilmiş olması, geçmişteki “Akil Adamlar Heyeti” gibi uygulamaların ve “Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu”nun kurulma önerilerinin 1998 yılında Graham Fuller ve Henry Barkey tarafından “Türkiye’nin Kürt Meselesi” adlı kitapta ele alındığı göz önüne alındığında tartışmalı bir durum ortaya çıkıyor. Müyesser Yıldız tarafından ortaya çıkarılan David Phillips’in 2007 raporunda ise, TSK’nın etkisizleştirilmesi, PKK’lıların yeniden entegrasyon süreçleri gibi birçok öneri yer alıyor. Raporda “Kürdistan İşçi Partisi’nin Silahsızlandırılması, Dağıtılması ve Yeniden Entegre Edilmesi” başlığı dikkat çekiyor.
Burada akla gelen soru ise, “Terörsüz Türkiye Projesi’nin gerçek komuta merkezi neresi?” sorusudur. Eğer bu proje yerli ve milli bir anlayışla geliştirildiyse, SETA’nın Dış Politika Araştırmaları Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş’ın “terör örgütünün silah bırakması, kalıcı bir çözüm için kritik” açıklaması neden bu kadar önemli hale geliyor? Müyesser Yıldız’ın belirttiği gibi “DDR” yani “silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon” süreçlerinin dikkate alınması gerektiği ne anlama geliyor?
Bahçeli’nin Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili “mutlak butlan” yorumu da dikkat çeken bir başka konu. Bahçeli, CHP’ye atanacak kayyumla ilgili görüş belirtirken, bu durumun Türkiye’nin siyasi yapısını nasıl etkileyeceğine dair tartışmalar da sürüyor. Bu bağlamda, terörsüz Türkiye projesinin mimarisinin kim tarafından şekillendirildiği sorusu daha da önem kazanıyor.