“`html
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Zümran Ömür, 1972 yılında Kars’ın Selim ilçesinde dünyaya geldi. Annesi ev hanımı, babası ise ilkokul öğretmeniydi. Beş kardeş arasında en küçüğü olan Zümran, ilkokulu tamamladıktan sonra sadece 15 yaşında evlendi ve Boğatepe köyüne çocuk gelin olarak gitti. Akraba evliliği yapan Zümran, kayınvalidesinin desteğini her zaman hissetti. Kayınvalidesi, onu kendi kızı gibi sevip büyütmüş, himayesi altında her şeyi öğretmiştir. Zümran’ın hayatı evle ahır arasında geçmesine rağmen, 3 erkek çocuğunu da büyütmek zorundaydı. Ancak her şey bir gün köyde meydana gelen trafik kazasıyla değişti.

“2000 yılında, 17 Eylül’de, okulun ilk günüydü. Köyün dolmuşu frenleri patlayan bir kamyonun altında kaldı ve bu elim kaza sonucunda 23 kişi yaşamını yitirdi. Kazanın ardından köyümüzü büyük bir göç tehlikesi sardı. Üretim, hayvancılık ve her şey durma noktasına geldi. Kazada abisini kaybeden İlhan Koçulu, İstanbul’a göç etti ama sonrasında geri dönerek, ‘Bir dernek kuralım, köyümüzü tekrar canlandıralım’ dedi. Doğamızın zenginliğini biliyorduk; burada 150 çeşit bitki vardı. Derneği erkeklerle kurduk ama sürdürülebilirliği sağlamakta zorlandık. Ddedemden kalan tıbbi bitkilerle ilgili bilgileri kullanarak, ‘Sen başkan ol,’ dediler. İlhan Koçulu ile birlikte dernek başkanlığını üstlendik. İlk başta 7 kurucu üyeyle yola çıktık, şu anda 45 kadın ve 15 erkek üyemiz var. İletişim, sağlık ve beslenme kurslarına katılarak eğitim aldık, bu sayede sağlıklı beslenmenin önemini anladık.”
‘TÜRKİYE’DEKİ İLK PEYNİR MÜZESİ’NI KURDUK
Almış oldukları eğitimlerin ardından köyde üretimi yeniden başlatmaya karar verdiklerini söyleyen Zümran, “Yaşanan kazadan sonra herkes mandıralarını kapattı, fakat biz yeniden açmayı başardık. Artık köyümüzde dokuz mandıra bulunuyor ve bunlardan biri de benim. 1920’lerden itibaren atalarımız gravyeri Gürcistan’dan öğrenerek burada üretmeye devam etmişlerdi. Ancak kaza sonrasında bu geleneği terk ettik. Şu an gravyer, kaşar ve 32 çeşit peynir üretmeye tekrar başladık. 2010 yılında Türkiye’nin ilk peynir müzesini açtık ve bugüne kadar 450 bin ziyaretçiyi ağırladık. Boğatepe Köyü, dünyada 17. Peynir rotası haline geldi. Ekoturizm eğitimleri alıyoruz ve köydeki tüm kadınlarla birlikte yerel kahvaltı ve yemekler hazırlıyoruz.
40 YAŞINDA FRANSIZCA ÖĞRENDİ
Tüm Türkiye, Zümran’ı Fransızca konuştuğu bir videoyla tanıdı. Bu nasıl mümkün oldu? Bir derneğin kardeş dernek, ‘Fransızca öğrenin, misafir gönderelim’ demesi üzerine, Boğatepe kadınları olarak Kafkas Üniversitesi’nden gelen bir hocadan 120 saatlik dil eğitimi aldık. Ayrıca pandemi dönemini iyi değerlendirdik ve Zoom üzerinden gönüllü hocalarla Fransızca çalışmalarımıza devam ettik. “40 yaşında Fransızca öğrendim” diyerek, Fransız halkıyla iletişim kurmanın mutluluğunu yaşadık.

‘YOGAYI HAYATIMIZIN MERKEZİNE KOYDUK’
Bu alanda yaptıklarıyla kısıtlı kalmayan Zümran, hem kendini hem de köyünü dönüştürmeye devam ediyor. Eğitimler sayesinde bitkilerden krem, keçeden şallar, yelekler, yataklar, yorganlar ve yastıklar üretmeye başladılar. Çok soğuk bir iklimde yaşayan köyümüz, -40 dereceye kadar düşen sıcaklıklarla biliniyor. Bu nedenle eklem ağrıları yaşadıklarını belirten Zümran, “Ağrılarımızla başa çıkmak için hem krem hem de mum yaparak, müzik eşliğinde yoga yapmayı öğrendik. Eklemlerin nasıl çalıştığını öğrendik. Yogayı hayatımızın merkezine koyduk” şeklinde konuştu.
“Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Üretmeyen toplum yok olmaya mahkumdur’ sözü bizim felsefemiz oldu. Bu sağlıklı coğrafyada, Türkiye’nin gözbebeği olan bu köyde üretmeye devam ederek ilerlemeye çalışıyoruz. Kars Boğatepe köyü olarak kadın ve erkek hep birlikte çalışıyoruz. Eşim her zaman beni destekledi ve ‘Senin yanındayım’ dedi. Çünkü her zaman birlikte yürüdük, şimdi de beraber yürüyoruz. Derneğimizin temel hedefi, kırsaldaki kadınların topluma entegre olması. İstiyoruz ki kadınlar, aile içinde söz sahibi olsunlar. Eşlerinin arkasında değil, yanında yer alsınlar ve gelecek nesillerimize sağlıklı bir yaşam bırakabilmek için çalışalım. Kadın, eğer kendi çocuklarını ve ailesini ayakta tutarsa, Türkiye daha ileri noktalara ulaşabilir.”
‘ADIMLARIMIZI ÇOK KÜÇÜK AMA SAĞLAM ATIYORUZ’
Şu anda köy halkı kış hazırlıklarına yoğunlaşmış durumda. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür, “Mandıralarda üretime devam ediyoruz. Şimdi tulum peyniri ve kaşarın zamanı. Biz çiftçiyiz; hayvanlarımız ve tarlalarımız var. Kadınlar tarlalara gidemez ama hayvanların sağlığından sorumlulardır. Hem ev işlerini yapıyor hem de üretime devam ediyoruz. Sadece köyümüze gelen insanlarla tanışmakla kalmıyoruz, onlarla kültürel paylaşım da gerçekleştiriyoruz. Bilmediklerimizi öğreniyoruz; eleştiriler bizim için değerlidir çünkü dışarıdan görülen diğer bakış açıları bizi geliştirir. Bir şey yapmak istediğimizde hemen araştırma yapıyoruz ve yeni adımlar atıyoruz. Biz adımlarımızı küçük ama sağlam şekilde atıyoruz” diyerek, hedeflerinin en başından bu yana üretimi artırıp gençlere iyi iş fırsatları sağlamak olduğunu vurguladı.

‘KADINLAR EN İYİ BİLDİKLERİ İŞİ YAPSINLAR’
Zümran, tüm çabalarının kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için olduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Kadınlarımızdan, özellikle genç kızlarımızdan tek isteğim üretime katılmaları. Herkesin masa başında çalışması gerekmiyor. Dantel, örgü gibi işler de birer sanattır. Boş durmasınlar; Türkiye’ye ne şekilde katkıda bulunabiliriz diye düşünmeli ve harekete geçmelidirler. Kadınlar, en iyi bildikleri işleri yapmalılar. Boşta kalınca insanın zihni, başka şeylere odaklanabilir. Ancak o zihinlerin üretime, ahlaka, eğitim ve saygınlığa yönelmelerini sağlamalıyız.”
“`
